PKK 3. Kongresi ve Özgür Kadın Kimliğine Doğru

 Kürdistan’ın özgürlüğü uğruna yola koyulup yiğitçe savaşan kadınlardan birisi de Çiçek Selcan’dır.

Dersim’den saflara katılan Çiçek Selcan (Ruken), 1981 yılının son aylarında Mahsum Korkmaz Akademisi’ne geçer. Bekaa’da eğitim gördükten sonra ülke sahasına dönen Selcan, askeri anlamda oldukça güçlü özellikler barındırmasının yanı sıra iyi bir nişancıdır. Botan’da devrim ve Kadın Özgürlük Mücadelesi’nin tohumlarını atan ilk gerillalardan biridir. 15 Ağustos Atılımı karşısında düşmanın yoğun saldırılar geliştirdiği bir süreçte, 1985 Temmuz’unda Botan-Garısa bölgesinin Ebubekiran köyü yakınlarında girdiği silahlı çatışmada şehit düşer.

1980’li yılların önemli kadın kayıplarından bir diğeri ise çete grupları tarafından infaz edilen ve "Komando Ayşe" olarak bilinen Bircan Yıldız olur. Bircan Yıldız; savaşçı, cesur ve ideolojik bir militandır. 1978 yılında Dersim’den katılan Yıldız, Hilvan-Siverek direniş süreçlerinde eğitim faaliyetlerine dahil olur ve ilk silahlı eylemlerde yer alır. Roboski-Zevyan sınır hattında düşman tepesine düzenlenen gerilla eyleminde yer alarak buradaki düşman güçlerinin ortadan kaldırılmasında rol oynar. Bu eylemin saldırı grubunda bulunan Bircan Yıldız, gafil avladığı düşman mevzisini tek başına düşürür ve mevzideki MG3 silahına el koyar. Eylemci, savaşçı ve yiğit özelliklerinden dolayı kendisine "Komando" lakabı verilir ve "Komando Ayşe" olarak çağrılır. Komutan Agit (Mahsum Korkmaz) de onun cesur, iradeli ve inatçı özelliklerini yanındaki arkadaşlarına sık sık anlatır.

Sultan Yavuz; Hayri Durmuş, Kemal Pir ve Mehmet Karasungur’u yakından görür ve partiyi onlarla tanır. Küçük yaşta karşılaştığı töre dayatmalarına karşı verdiği mücadele onu güçlendirerek olgunlaştırır. Kadının dramını bizzat yaşayan, toplumsal yaşamdaki köleliği şiddetli bir biçimde hisseden Sultan Yavuz, özgürlüğe dair umudunu parti saflarında bulur. Özgürlüğe duyduğu derin ihtiyaç onu dağlara çeker. Öğrenme ve yaşamı tanıma istemi, onunla Hanım Yaverkaya arasında samimi ve devrimci bir rekabet yaratır; bu durum onları birbirlerine daha çok bağlar. Duygu dünyaları ve hisleri zengin bir ikili olarak şiirler, anılar ve yazılar kaleme alırlar. Kadın özünün açığa çıkışının yarattığı cins bütünleşmesi, onlarda doğal bir seyirde gelişir. Gerillaya katıldıktan sonra okuma-yazmayı öğrenen Yavuz'un, daha sonraki dönemlerde yazıları dergide yayımlanınca kendisine olan güveni daha da artar. “Hem iyi bir asker hem de iyi bir yazar olacağım,” der. Hanım Yaverkaya ile yoldaşlıklarında yakaladıkları düzey, onları halka daha çok bağlar. Güçlü bir komutan olan Sultan Yavuz, 26 Mayıs 1988’de Şemdinli-Benevok’ta üç gün süren silahlı çatışmanın ardından 8 yoldaşıyla birlikte şehit düşer. Cenazesine ulaşıldığında, silahını sıkıca saran elleri ancak zorla ayrılır. Asi, korkusuz ve feodal çitleri parçalayan kişiliği, daima saygıyla anlatılan özellikleri arasında yer alır.

Ekim 1986'daki PKK 3. Kongresinde, gerilla birliklerini temsil eden HRK isminin değiştirilerek yerine ARGK’nin kurulması kararı alınır. HRK’den ARGK’ye geçiş yapılmasının nedeni, gerillanın ordu olarak örgütlendirilmesi ihtiyacından kaynaklanır. ARGK ile birlikte silahlı propaganda birlikleri ve yerel birlikler biçimindeki örgütlenme ortadan kalkar ve herkes savaş gücü haline gelir. ARGK’nin tüzüğü hazırlanır ve gerilla ordusunun esasları bu temelde belirlenir. PKK’nin paradigmasal ve stratejik değişim sürecine kadar da ARGK varlığını sürdürür. Yeni paradigma esaslarına göre gerillanın kendisini yeniden yapılandırma süreciyle birlikte, 2000 yılında ARGK adı HPG olarak değiştirilir. Kadın gücü, bu süreç içerisinde 1993 Kadın Ordulaşması ilanı ile ilk kez kendi özgün birliklerini kurar. 1995'teki YAJK özgün örgütlenme süreciyle birlikte; karargahlaşma başta olmak üzere sevk, idare ve atama gibi kadına yönelik her türlü kararın bizzat kadınlar tarafından alındığı yeni bir dönem başlar. YJA Star kadın ordu kanadının kuruluşuna kadar tüm bu evreler içerisinde kadın gerillalar, ARGK bünyesinde iradelerini temsil ederler.

1980’lerin sonu, kadın katılımlarının yoğunlaştığı bir dönem olur. Özellikle Kuzey Kürdistan ve Rojava’dan gerilla saflarına katılımlarda büyük bir yoğunluk yaşanır. 1980’lerin sonuna gelindiğinde Rojava’dan 75 kadın mücadele saflarına katılmıştır. Bu yıllarda 10-15 kişiden oluşan bir askeri birliğin içinde iki ya da üç kadın yer almaktadır. Gerilla koşulları ve savaş gerçekliği her militan açısından belli başlı zorluklar yaratsa da özelde kadın gücü, erkeğe kıyasla iki kat daha fazla zorlanır. Yaşanan zorluklar salt düşmana ya da doğaya karşı verilen mücadele ile sınırlı değildir; kadın açısından savaş hem pratik alanda hem düşünsel boyutta hem de fiziki olarak yürütülür. Kadın gücünün savaşta yaşadığı zorluklar cesaretlerini kırmaz; aksine dirençlerini güçlendirir ve günden güne kadın katılımlarında nicel bir sıçrama yaşanır. Bu anlamda 1988 yılı, gerilla sahasına kadın katılımlarının her yerden arttığı bir yıl olur. Kuzey Kürdistan’ın her bölgesinden ve Rojava’dan kadın katılımları artarken, üniversite çevresinden ve Türkiye genelinden de katılımlar gelişir.

PKK 3. Kongresi; Kürdistan’daki kadının kurtuluşu açısından bir çözüm, devrimci ve yurtsever bir açılım, aynı zamanda bir yetkinleşme sahası olur. 3. Kongre, önemli oranda kadın katılımıyla temsilini bulur. Kongrede kadın sorunu, kadınların kölelikten kurtulması ve kadının ulusal kurtuluş mücadelesindeki yerinin belirlenmesi gibi çalışmaların başlatılması kararı alınır. Kadına ilişkin alınan kararlar gerillalar üzerinde büyük bir etki yaratır ve kadın mücadelesinin gelişip büyümesinde ön açıcı olur. Bu çerçevede 3. Kongre'nin ardından, ERNK çatısı altında özgün kadın örgütlülüğü kurulur. Bu örgütlülük, 1987 yılında YJWK (Yekitiya Jinên Welatparezên Kûrdistan - Kürdistan Yurtsever Kadın Birliği) adı altında bir programa kavuşturulur.

Kürdistan özgürlük mücadelesine daha sonraki yıllarda damgasını vuracak olan önemli gelişmelerden birisi de Önder Apo’nun 1987’de yaptığı "Kadın ve Aile" çözümlemesi olur. Bu çözümleme kadın sorununu tarihsel ve güncel bağlarıyla derinlemesine ele alarak kadın özgürlük mücadelesinin temel dayanaklarını ve savaş gücünü açığa çıkarır. Kadının kölelik ve özgürlük sorunu sadece teorik kuramlarla görünür kılınmaz; sorunun teorik çözümlenmesi ile pratik mücadelesi iç içe yürütülür. Bununla bağlantılı olarak, PKK öncülüğünde yürütülen Kürdistan özgürlük mücadelesinin ilk kadın örgütü olan YJWK ile ilk somut adım atılır.

Üçüncü kongrede alınan karar doğrultusunda, kadının özgün örgütlenme çalışmaları ön hazırlık sürecinin ardından 31 Ekim - 1 Kasım 1987 tarihleri arasında Almanya’nın Hannover şehrinde 80 delegenin katılımıyla toplanan 1. Kongre ile kuruluşunu ilan eder. Kongre, ağırlıklı olarak halktan kadınların katılımıyla gerçekleşir. Kürdistan’daki olumsuz örgütlenme koşulları ve zemin yetersizliğinden kaynaklı olarak böylesi bir çalışma Avrupa’da başlatılır. Kürdistan özgürlük mücadelesinin ilk özgün kadın örgütlenmesi, Yekitiya Jinên Welatparezên Kürdistan (YJWK) adıyla kurulur. Önderlik sahasında eğitimini tamamlayan ve Avrupa’ya gönderilen Hozan Mizgin (Gurbet Aydın), ilk olarak kadın çalışmalarını yürütür. YJWK’nin kuruluşu öncesinde, Kürtlerin örgütlü olduğu tüm alanlarda 8 Mart etkinlikleri için toplantılar organize edilir ve 1987 yılında 8 Mart, Kürt kadınları tarafından kitlesel düzeyde kutlanır. Hozan Mizgin; Avrupa kadın çalışmalarında ve Kürt kadınlarının siyasal-ideolojik mücadeleleri açısından önemli bir çıkış olan YJWK’nin oluşumunda belirgin bir rol oynar. YJWK’nin kurulmasıyla birlikte eyalet ve şehirlerde kadın örgütleme çalışmaları yürütülür; kadın komiteleri ile eğitim grupları oluşturularak kadınlar eğitilir. Ayrıca kadın dergisi olan Jina Serbilind çıkarılır. YJWK kadın komitelerinin ve örgütleme çalışmalarının bir sonucu olarak, 8 Mart 1988'de Almanya’da Kürt kadınları, yaklaşık iki bin kadının katıldığı kitlesel bir yürüyüşle 8 Mart etkinliğini kutlarlar.

YJWK yönetiminde yer alan isimlerden biri de Zeliha Toros’tur (Sakine). Üniversitede astronomi bölümünde okumuş olan Pazarcıklı Zeliha Toros, mücadelenin yayılarak büyüdüğü sonraki yıllarda Güneybatı Eyaletinde, Pazarcık’ın Tilkiler köyünde düşmanla girdiği çatışmada 27 Kasım 1992 tarihinde şehit düşer.

1980’lerin sonlarına damgasını vuran; devrimci kadın kişiliği, halkı örgütleme gücü ve savaşçılığı ile özgürlük mücadelesini olabildiğince yükselten Bınevş Egal’ın şehadeti yaşanır. Batman’ın Beşiri ilçesinden olan Bınevş Egal (Berivan), Ezidi inanç kültürüyle büyür. Hem Kürt hem de Ezidi olmaları, geçmişte daha fazla dışlanmalarına ve ezilmelerine neden olmuştur. İlkokul sonrası Almanya’ya giden Egal, 1982 yılında PKK ile tanışır. Almanya’da bir süre kültür çalışmaları ve kitle örgütleme faaliyetlerine katılır. 1984 yılının Nisan ayında Hannover-Bonn arasında gerçekleştirilen ve "Uzun Yürüyüş" olarak adlandırılan 18 günlük eylemde yerini alarak coşkulu bir katılım sergiler. 1984 yılından itibaren aktif olarak mücadeleye katılır; 1985 yılındaki Suriye gidişi öncesine kadar da Almanya’da yürüttüğü çalışmalarla Ezidi toplumunu örgütler ve Ezidi toplumunun parti ile diyaloglarının gelişmesini sağlar. Rojava’da PKK’nin ilk kadın hareketi çalışmalarında yer alır. 1988'de Kuzey Kürdistan’da halkı örgütleme çalışmaları için Cizre’ye geçer; burada Zozan ve Berivan kod isimlerini kullanır. Halk içinde yarattığı etki ve örgütleme düzeyi nedeniyle devletin hedefi haline gelir. Halkı bilinçlendirme ve örgütleme görevini etkili bir şekilde yürüterek halkın serhıldana kalkmasında belirgin bir rol oynayan Berivan, yine kitle örgütleme çalışmalarını yürüttüğü sırada bulunduğu evde kuşatılır. Teslim ol çağrılarına direnişiyle karşılık veren Berivan, girdiği çatışmada 16 Ocak 1989’da Cizre’de şehit düşer.

Devam edecek…